Haklı hakkını neden alamıyor ?


Hak kelimesinin eş anlamlısı adalettir. Hak kelimesi arapça  (حق) kelimesinden dilimize yerleşmiştir. Allah’a nisbet edildiğinde “bizzat ve sürekli olarak var olan, gerçekliği mevcut bulunan, varlığı ve ulûhiyyeti fiilen tahakkuk eden” mânasına gelir

Dünya hayatımızda hakkımızın gasp edildiği, öz benliğimize haksızlık yapıldığı, mahkemelerin adil olmadığı defalarca söylenmiş sözlerdir. İnsan haksızlığa uğradığında, hakkını almak için mücadele eder, etmelidir de... Bu hakkı almak için meşru daireden çıkmadan, doğruluk ve dürüstlükle davranmalıdır. Hakkını ararken meşru daireden çıkılsa, o zaman kendisi başkasının hakkına tevessül etmiş olur. Hakkını ararken yalancı şahit, sahte evrak veya yalan sözlerden uzak, gerçekleri sadece gerçekleri ortaya koyarak davranılmalı. Hakkın arandığı merci ne olursa olsun (mahkeme, hakem, şahit vs,) bazen yanılmalar sonucu hakkımızı alamıyoruz, neticede onlar da insan, yanılabilirler.  Bu durum bizi tabii ki üzüyor, sonuçta dünyanın ne kadar adaletsiz bir yer olduğu kanısına varıyoruz. Ya maddi ya da manevi zarara uğruyoruz. Teselliler arıyoruz, ama bulamıyoruz. Adalet terazisinin şaşmadığı, kimsenin kimseden
hakkının kalmadığı bir yer arzuluyor insan. Bu dünyada böyle bir yer, ülke, şehir, eyalet yok maalesef.

İlahi adaletin terazisinde eninde sonunda tartılacağı bilinmezse, bu haksızlıktan doğan alacak, borcunu ödemeyen tarafa ya cinayet, ya yaralama veya gaspa kadar giden haksızlıklarla sonuçlanıyor. Haksızlığa uğrayan insan, elbet bir gün alacağını tahsil edeceğini bilse, bu dünyadaki her haksızlığa uğradığına sevinir. Ahirette kurulacak büyük mahkemede bir hardal tanesi de olsa elbette alacağını alacak. Belki de hakkını alamamak ahirette bir günahına kefaret olacak.

Atalarımız boşuna dememiş "Dünya malı dünyada kalır." Hakkınızı arayın, alamadınız mı? MAHKEME-İ KÜBRA'ya bırakın, elbet alacaksınız.







Yorum Gönder

0 Yorumlar